top of page

İSVEÇ İMPARATORLUĞU’NUN NAPOLYON'U


İsveç Kralı XII.Charles, farklı bir deyişle XII.Karl, Türk tarihinde bilinen haliyle Demirbaş Şarl veya Latince haliyle Carolus Rex…

Babası Kral XI.Karl’ın mide kanserinden ölümü üzerine taht naibesi olarak ülkeyi yöneten babaannesini tahttan çekilmeye zorlamasıyla 14 Aralık 1697 tarihinde,15 yaşında İsveç Krallığı’nın hükümdarı olmuştu. İsveç Krallığı parlamenter monarşi ile yönetiliyordu ancak parlamento, XII.Karl’ın otoriter yapısına karşı koyacak güçte değildi.

İnatçı, açık sözlü ve cesur birisiydi, özellikle babasının danışmanlarından çok etkilenmişti.

Otoriter yapısı, önündeki çeyrek asrın tarihine damga vurmasına neden olacaktı. Tahta geçtiğinde İsveç Krallığı, Avrupa’nın bir süper gücü niteliğindeydi ve hudutları bugünkü İsveç dahil olmak üzere Finlandiya, Karelya, Livonya, Ingiriya, Vismara, Viborg, Pommernia’nın Brem ve Verden bölgeleri ile Rügen ve Osen adalarını da kapsıyordu. İsveç’in Baltıklarda kurduğu bu hegemonya başta Rus Çarlığı olmak üzere Danimarka, Norveç, Saksonya ve Lehistan-Litvanya Birliği’nin yakınlaşmasıyla Kuzey İttifakı’nın kurulmasına neden olmuştu. Ayrıca XI.Karl’ın ölümü, ülkede çıkan vergi isyanları ve tecrübesiz genç bir kralın tahta geçmesi bu ülkelerin de iştahını kabartmaya yetmişti. Ancak genç kral, bu tehlikeli ittifakın farkındaydı.


Takvimler 1700 yılını gösterdiğinde büyük bir savaşın kaçınılmaz olduğu aşikardı. Yaklaşmakta olan, ileride tarihçiler tarafından da çokça konuşulacak olan Büyük Kuzey Savaşı’ydı. Lehistan-Litvanya Birliği’nin kralı II.August, Riga şehrini kuşatarak savaşın fitilini ateşlemiş oldu. XII.Karl kurulan ittifakın farkındaydı. Riga kuşatması sürerken aniden 8000 askeri ve 43 gemisiyle Danimarka’ya taarruzda bulundu ve başkent Kopenhag’ı kuşatarak Danimarka-Norveç Krallığı’nı savaş dışı bıraktı. Bu esnada Rus Çarı Deli Petro, Karlofça anlaşmasını yeni imzalamış olan Osmanlı İmparatorluğu ile bir barış anlaşması yaparak ordusunu Narva şehrini kuşatmak üzere Livonya’ya sevk etti. Danimarka-Norveç Krallığı’nı saf dışı eden XII.Karl, vakit kaybetmeden ordusunu Narva’ya kaydırdı. Karşısında sayıca kendisinden dört kat büyük bir Rus ordusu bulan genç kral, yoğun kar yağışının da etkisiyle, beklemeden taarruza geçti. Kanlı çatışmaların yaşandığı günün sonunda Rus ordusu dağılmış bir vaziyette geri çekildiğinde Deli Petro, İsveç Krallığı’nın kolay lokma olmadığını anlamıştı.


XII.Karl, Narva’da Rusya’nın gücünü kırdığına inanarak ordusunu Lehistan-Litvanya Birliği üzerine, Riga kuşatmasına sevk etti ve savaşın fitilini ateşleyen Riga’daki kuşatmayı dağıtarak ordusunu Lehistan’da ilerletmeye başladı.1706 yılına kadar yapılan bir dizi savaş sonucunda başkent Varşova, İsveç hakimiyetine geçti ve II.August Saksonya’ya çekilmek zorunda kaldı. Lehistan-Litvanya Birliği’nde ise yeni kral olarak İsveç yanlısı Stanislas Leszczynski seçilmişti.

İsveç ordularının Lehistan’da bulunmasını fırsat bilen Deli Petro ise Ingiriya bölgesinde kısmi başarılar elde etmiş, bu bölgedeki bataklıkları kurutarak St. Petersburg şehrinin inşasını başlatmıştı. İsveç ordusu; ileri silah ve top teknolojisi, askeri teknik, tecrübeli subay kadroları ve ordu disiplini bakımından güçlü olmasına rağmen geniş sahalarda uzun süre savaşabilecek durumda değildi. Büyük Kuzey Savaşı boyunca neredeyse girdiği tüm savaşlarda kendisinden sayıca çok üstün ordularla savaşmıştı. Özellikle savaşın 8.yılından sonra bu eksiklik daha da belirgin hal almaya başladı.

XII.Karl, Rus Çarlığı’nın bu ilerleyişi karşısında Azak Kalesi’ni henüz kaybetmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’na ittifak teklifinde bulundu ancak Sultan III. Ahmet açıkça savaşa girmeyi reddediyordu. Bunun üzerine genç kral, savaşı neticelendirecek hamleyi yapmak için Moskova’ya ilerlemeye başladı lakin bu ilerleyiş uzun sürmeyecekti. İaşe yetersizliği nedeniyle ordusunu önceden anlaşma yapmış olduğu İvan Mazepa’nın yanına, Kazak Atamanlığı’na, kaydırdı.

Ruslar ise hazırlıklıydı. Bu sefer önce davranarak İvan Mazepa’nın gücünü İsveç ordusu ulaşmadan kırmışlardı. İsveç ordusu, Kazaklardan beklediğinden çok daha az bir destek alarak Poltova şehrini kuşattı. Deli Petro’nun da 80.000 askerle kuşatmaya yardıma gelmesi ile İsveç ordusu ağır bir mağlubiyet alarak

Osmanlı İmparatorluğu’ndan sığınma talep etti. Sığınma teklifinin kabulü üzerine XII.Karl, Bender kalesine yerleştirildi ve burada tüm ihtiyaçları devletin demirbaş kaleminden karşılandığı için ‘’Demirbaş Şarl’’ olarak anılmaya başlandı. Kral, sığındığı topraklarda Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşa kışkırtmak ve kendi saflarında savaşa sokmak için Bab-ı Ali ile görüşmelere başladı. Bu esnada Ruslar da kaçan İsveç ordusunu takip etmek için Osmanlı hudutlarını aşmışlar, aynı zamanda Eflak ve Bogdan beyleri ile gizli anlaşmalar yapmaya başlamışlardı. Osmanlı İmparatorluğu, Rusların kışkırtmaları ve isyan girişimleri de göz önünde bulundurularak savaşa dahil oldu. 1710-1711 Osmanlı- Rus Savaşı, daha çok bilinen adıyla Prut Savaşı ile Deli Petro ve ordusunu imha etme fırsatı bulmasına rağmen Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa, Kırım Hanı ve İsveç Kralı XII.Karl'ın diretmelerine rağmen, bozgun emareleri gösteren yeniçerilere güvenmeyerek ve

yeni bir Kutsal İttifak'ın toplanması riskini göze alamayarak bir anlaşma imzaladı ve savaştan çekildi. Prut Anlaşması neticesinde ülkesine dönüş hakkı kazanan XII.Karl, bu anlaşmadan hiç memnun olmamıştı. Ebedi düşmanı, ordusu ile birlikte kurtulmuştu. Prut Anlaşması ise İstanbul'da önceleri tam bir zafer havasında kutlanacaksa da hangi şartlar altında imzalandığı ortaya çıktığında anlaşmayı imzalayan Baltacı Mehmet Paşa,

Sultan III. Ahmet tarafından sadrazamlıktan azledilecekti.

Osmanlı ülkesinden çıkmayı reddeden genç kral, Rusya’nın anlaşmaya uymayacağını düşünüyordu. Sultan III. Ahmet ise Karl’ın Rusya ile arasını açmaya devam edeceğini düşündüğünden ülkesine gönderilmesi için kesin kararla Bender’den çıkarılmasını hükmetti. Ancak XII.Karl direnmekte kararlıydı.


1 Şubat 1713 sabahı Bender’deki Osmanlı kuvvetleri, yerel halktan da destek alarak, İsveç kampına baskında bulundular. Demirbaş Şarl ve askerleri direnmeye sürdürdülerse de sonunda esir edildiler. Bu olay ise tarihte ‘’Kalabaliken-i Bender’’ olarak yerini aldı. Türkçedeki ‘’Kalabalık’’ sözcüğü İsveççeye kalabalık, kargaşa ve karışıklık anlamına gelen ‘’Kalabalik’’ olarak geçti.

Bir süre esir hayatı yaşayan kral, Avusturya ve Almanya toprakları üzerinden İsveç’e geri gönderildi. Ülkesine döner dönmez tekrar savaş hazırlıklarına koyulan XII.Karl yaklaşık üç yıl sonra, ordusunun başında Norveç’in bir kalesi olan Frederikshald’ın kuşatılması esnasında kafasına isabet eden bir kurşun ile hayatını kaybetti. Onun ölümüyle beraber İsveç İmparatorluğu için de görkemli günler de sona ermişti.


Ayrıca ölümü konusunda da belirsizlikler devam etmektedir. Kafasına isabet eden kurşunun kuşatma esnasında Norveç hatlarından mı yoksa İsveç hatlarından mı geldiği ise hala bir tartışma konusu...

Yazıma son verirken, popüler kültürde power metal tadında iki şarkıyı da buraya eklemek istiyorum.




Stj. Dr. Mert ÇİÇEK



KAYNAKÇA:

  1. İsveç Kralı XII. Şarl’ın Tarihi, Voltaire

  2. Encyclopedia Britannica, Charles XII, King of Sweden

  3. Rus Tarihi, Türk Tarih Kurumu,1948

  4. http://www.pierre-marteau.com/resources/charles-xii-sweden.html

  5. Memalik-i Osmaniye’de Demirbaş Şarl, Ahmet Refik

  6. 1.resim: Karl XII, David von Krafft

  7. 2.resim: XII.Karl ve Mazepa Dinyeper nehri kıyısında, Gustaf Cederström

  8. 3.resim, XII.Karl'ın bedeni İsveç'e götürülüyor, Gustaf Cederström

1.147 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

ความคิดเห็น


bottom of page