top of page

STRES


STRESİN TANIMI

Stres, latince gerilim altında olma anlamına gelen ‘’stringere’’ den türemiştir ve gerçek ya da varsayılan bir tehlike karşısında bütün vücudun verdiği yanıttır. Doğan Cüceloğlu’nun İnsan ve Davranışı adlı kitabındaki tanımına göre stres, bireyin fizik ve sosyal çevreden gelen uyumsuz koşullar nedeniyle bedensel ve psikolojik sınırlarının ötesinde harcadığı gayrettir. Hans Selye’ye göre stres üç önemli aşamadan oluşur. İlki alarm tepkisidir bu aşamada uyarılmış sempatik sinir sistemimiz harakete geçer, böbreküstü bezinden adrenalin ve kortizol salınır, solunum hızı ve nabız yükselir, kaslarımız harekete geçmek için hazırdır. İkinci aşama ise stres uyaranının devam ettiği direnç dönemidir. Vücut stresli ortama bir tür uyum sağlar sakinleşmek için endorfin, dopamin, serotonin gibi başka hormonlar salgılar. Organizma normal koşullar altında işliyormuş izlenimini verir fakat zamanla kardiyovasküler sistem tükenir, bağışıklık sistemi zayıflar, vücudun düzgün çalışması için gerekli birtakım hormonal düzenlemeler bozulur, hastalıklar ortaya çıkmaya başlar bu da üçüncü basamak olan tükenme dönemidir.


STRES BİZİM İÇİN NEDEN ZARARLI?

Aslında stres bizim için yukarıdaki paragrafta bahsedildiği gibi zararlı değildir. Beynimizin acil durumlarda bizi korumak için alarma geçirdiği ‘’savaş ya da kaç’’ tepkisidir. Stres bizim psikolojik, davranışsal ve duygusal esnekliğimizi geliştirir ve insanın doğasında var olan bir durumdur. Yirmi yılın üzerinde bir deney grubunu gözlemleyen Kalifornia Üniversitesi psikoloji akademisyenlerinden Howard S. Friedman stresi düşük seviyede tutan, zorluklarla karşılaşan ve başarılı olmak için kalbini ve ruhunu işine katan insanların daha rahat yaşayan ve erkenden emekli olan insanlardan daha uzun yaşadıklarını tespit etmiştir. Yönetebilinen belli bir miktar stres ve kaygı insan hayatını daha anlamlı kılmaktadır ancak içsel kaynaklarımızı harekete geçiren akut stres devam ettiğinde kronikleşiyor fiziksel ve psikolojik savunmalarımız tüketip hastalıklara, depresyona ve tükenmişlik sendromuna yol açabiliyor.


STRESİ YARATAN DURUMLAR

Aklınıza gelebilecek her şey stres kaynağı olabilir. Yakınımızın ölümü, boşanma, evlenme, hastalık, iş veya okul hayatında yaşanan sıkıntılar, başarısızlık, trafik, fazla sorumluluk, ruhsal sıkıntılar, günlük rutinimizde meydana gelen değişiklikler, toplum tarafından yadırganan bir durumu yaşama hali kadar çeşitli olabilir. Kaynakları psikolojik ve fiziksel olarak sınıflandırsak da psikolojik bir stres hissettiğimizde ona vücut gerginliği eşlik eder ve başlangıçta fiziksel bir reaksiyon sonrasında sinirsel gerginlik ve tükenme yaratabilir dolayısıyla fiziksel ve psikolojik stres kaynakları birbiriyle ilişkilidir . Tüm bunların yanında modern dünyanın bize getirdiği ekstra durumlar mevcut. Her birimiz sürekli stres uyaranına maruz kalıyoruz sürekli bir şey yapıp daima yetersiz hissediyoruz. Uzman psikiyatr Patrick Légeron bu durumu ‘’ Yeni teknolojiler önce bizi hafifletti, sonrasında ise zamanı hızlandırdı, bizi hiperaktif hale getirdi ve bireyler üzerindeki baskıyı artırdı.’’ diyerek yorumluyor.


STRES YÖNETİMİ MÜMKÜN MÜ?

Stres fizyolojik bir tepki olduğu için onu yok sayamayız otonom sinir sisteminin sonucu olduğu için de birebir bilinçli irademizle kontrol edemeyiz ancak stres oluşturan, artıran, azaltan durumları yönetebilir güçlendikçe bizde stres yaratan durumların sayısını azaltabiliriz. Aşağıdaki resimde gösterilen büyüme alanına doğru ilerledikçe bizde stres yaratan durumları sakince karşılar duruma geçebiliriz.



STRESİ AZALTMAK İÇİN BAZI TAVSİYELER

Uyaran kontrolü: Hayatımızı zorlaştıran, zihnimizi yoran, sürekli kötü hissettiren durumlardan uzaklaşmak. Telefon bildirimlerini sessize almak, sosyal medya kullanımını sınırlamak vb.


Önceliklendirme: Hayatta bizim için neyin daha önemli olduğuna karar verip enerjimize o alana yönlendirmek ve geride kalanlar hedefler, olaylar için endişelenmemek.


Planlama: Günlük enerjimizin ve ruhsal durumumuzun farkında olarak gerçekçi planlar yapmak, önce yapılması gerekenleri canımız istemese de daha önce yapmak unutmayalım ki yarattığı stresten korkarak geciktirdiğimiz her sorumluluk biz de daha büyük bir stres yaratacaktır.


Anın gerçekliğinde olmak: Ne kadar olayları öngörmeye çalışsak planlar yapsak da hayat bilinmezliklerle doludur dolayısıyla anda kalmayı, koşullara uyum sağlama kapasitemize güvenmeyi ve geliştirmeyi öğrenmeliyiz.


Kişisel bakış açısı: Bireylerin olayları anlamlandırışı, değerlendirişi ve yönlendirişi stresi azaltma veya çoğaltmada temel faktördür. Stresler esas olarak insanların olayları değerlendirme ve çözümleme biçiminden kaynaklanır. Filozof Epiktetos’un dediğine göre insanları olaylar değil o olaylar hakkında sahip oldukları fikirler rahatsız eder. Olaylara negatif varsayımlar ile yaklaşmak yerine gerçekçi, iyimser ve kabulleniş duygusuyla yaklaşmak daha yerinde olacaktır.


ELİF KAYA

110 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page