top of page

DÜNE BİR BAKIŞ




Yaşamımızın erken döneminde deneyimlenen olayların kimlik oluşumunda oldukça etkin bir rolü vardır. 0-8 yaş aralığı bu bağlamda çok önemlidir ve yaşanan ilk duygusal ilişkiler bu dönemde yaşanan travmalar yetişkin hayatını çokça etkiler. Bu dönemde atılan yaraları iyileştirmek için yine bu döneme dönmek gerekebilir. Eğer size çocukluğunuzun bugünkü size yansımasını öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki testi çözebilirsiniz.

Aşağıdaki cümleler içinde size en uygun olduğunu düşündüğünüz cümleleri seçin ve yanındaki harfi bir kağıda yazın. En çok hangi harfi yazdıysanız ona ait paragrafı okuyun.



A 1. Çenebazlarla başa çıkmakta oldukça zorlanırım.

C 2. Ufacık bir detay beni öfkelendirebilir.

B 3. Tekrar çocuk olmak isterdim.

D 4. Çocukluğumda neler olup bittiğini anladım.

C 5. Saygısızlığa tahammül edemiyorum.

A 6. Daha fazla özgüven sahibi olmak istiyorum.

D 7. Kendime nasıl şefkatli olacağımı ve bakacağımı biliyorum.

B 8. Çocukluk benim için bir çeşit kayıp cennet.

D 9. Genelde başkalarıyla arama doğru mesafeyi koyabilirim.

C 10. Annelik ve babalık bana "zorbalık" la kafiyeli geliyor.

B 11. Çocukluğuma dair sadece iyi anlar hatırlıyorum.

A 12. Çocukluğumun rengi mi? Gri.

B 13. Ebeveynim arasında hiçbir zaman en ufak bir problem olmadı.

C 14. İçimde hep yanılmaktan korkarım.

A 15. Anne ve babamın o dönem mutlu olmadıklarını düşünüyorum.

D 16. Aile üyelerimle artık "yorucu hikayelerim" yok.

A 17. Kaygısız ve mutlu olmakta gerçekten zorlanıyorum.

C 18. Genel olarak otoriteyle sorunlarım var.

B 19. Tekrar çocuk gibi hissettiren yemekleri ve etkinlikleri seviyorum.

D 20. Ebeveyn olarak davranışlarımın doğruluğunu sorgulamayı biliyorum ve bunu yapmaya özen gösteriyorum.

D 21. Çocukluğum ne bir peri masalı ne de bir dramdı.

B 22. Ailem sık sık ayrı hayatımızın güzelliğinden bahseder(di).

C 23. Sakin ve sevecen insanlarla çevrili olmaya ihtiyacım var.

A 24. Kaygı bu çocuklarıma aktarma ama o kadar çok isterdim ki.

C 25. Duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum.

B 26. Çocuklarımın benimki kadar harika bir gençliğe sahip olmasını istiyorum.

A 27. Kolayca ağlıyorum, aşırı duyarlıyım.

D 28. Eşim ne anneme ne de babama benziyor.

B 29. Peter Pan bir tarafım var, yetişkinler dünyasına sertliği ile zor mücadele ediyorum.

A 30. Kaygılı ve korkak bir çocuktum.

C 31. Çocukken duyulmadığımı hissederdim.

D 32. Kendi üzerimde çalıştım, geçmişimle olan ilişkim sakinleşti.

A 33. İşlerin ters gitmesinden her zaman korkarım.

C 34. Ebeveynim özür dilemezdi, kendilerini sorgulamazlardı.

B 35. Sevdiklerimle kendi fanusumda olmayı seviyorum.

D 36. Ne kaçmaya ne de çatışmaya yaratmaya çalışıyorum.

C 37. Adaletsizliğe katlanamıyorum.

A 38. Sebepsiz yere sık sık üzgün hissediyorum.

D 39. Aileme [artık] kırgın değilim.

B 40. Sıklıkla geçmişe dalıp gidiyorum.




Çoğunluk A ÜZÜNTÜ

Bu duygu duygusal ihtiyaçların karşılanma eksikliği kötü muamele ve hatta belki de cinsel istismardan kaynaklanmış olabilir. Yas, ekonomik sorunlar, göç gibi iz bırakan olaylarla da beslenmiş olabilir. Bu kayıplar ve yırtılmalarda çocuğun yanında durulmamış ya da yetersiz kalınmıştır. Muhtemelen çocukluğunuzda ihtiyaç duyduğunuz açıklamalardan, dinlenilmekten destekten ve güvenden mahrum kaldınız. Ayrıca aile içinde kardeş, abla ya da ağabey için belirgin bir tercih, depresif ebeveynler, ağır bir aile atmosferi sıkıcı bir günlük hayat gibi diğer unsurlar da üzüntüyü ve dolayısıyla üzüntülerle dolmuş yaşamın ilk bölümünde başarısız olmuş izlenimini beslemiş olabilir.


Çoğunluk B NOSTALJİ

Bu duygu "kayıp cennet" olarak yaşanmış bir çocukluğun idealize edilmiş hatırasından beslenmiş olabilir. Nostalji bu rüya dönemine geri dönme arzusunu ifade eder. Ayrıca ebeveynlere olan bağımlılık ilişkisinin (vefat etmiş olsalar bile) çok güçlü kaldığı anlamına gelir. Bu durum çok koruyucu çok bağımsız ama aynı zamanda manipülatör olduklarında da söz konusu olabilir. Her koşulda çocuk bir mutluluk balonu olarak gördüğü şeyin içinde yaşar. Arzuları ya da onu arzusu olduğuna inandırıldıkları ifade edilmeden önce tatmin edilmiştir çatışma yoktur. Sonuç olarak çocuk pek otonomi kazanamaz, eleştirel yaklaşımını geliştiremez ve kendi kanatlarıyla uçma arzusu duymayabilir.


Çoğunluk C ÖFKE

Bu duygu haksızlığa uğrama duygusuna bağlı bir hayal kırıklığından; empatisiz, çok otoriter, öfkeli sözlü ve/veya fiziksel şiddet uygulayan, asla kendini sorgulamayan ebeveynler karşısında çaresizlik halinden beslenmiş olabilir. Küçümseme, alay, soğukluk gibi kendini birçok şekilde ifade edebilen ilişkisel şiddet, ebeveyninin cezalarını ve sertliğini arttırmak için çocuğu duygularını bastırmaya zorlar. Bu nedenle hissettiğini uymayan bir davranış ve ifadeyi takınmak için kendine şiddet uygulamak zorunda kalır bu da yer altındaki öfkesini besler.


Çoğunluk D HUZUR

Bu duygu aileniz ve çocukluğumuzla ilişkinizi huzurlu kılmış bir içsel çalışma ile beslenmiş olabilir. Öfke, üzüntü ya da nefret mevcut olmuş olsalar bile artık aktif değillerdir. Kendinize karşı şefkatiniz ve yumuşaklığınız suçluluk duygusu veya özsaygı eksikliğini yerini almıştır. Artık tekrarlama veya reddetme içinde değilsiniz. Geçmişteki iyi zamanlar diğerlerine göre öne çıkar ve gerçek değerleri ile takdir edilir. Ebeveyn hayatta olmasa veya artık onlarla görüşülmese bile affedilmişlerdir ya da bunun mümkün olmadığını düşünseniz bile size acı çektirmiş olanlar artık kafanızda ilk yeri işgal etmemektedirler. Hayatınız onlarsız ve belli bir mesafe koyma çabası olmadan devam eder. Aynı zamanda ve iyi ki de sevildiğinizi, desteklendiğinizi ve ihtiyaçlarınızın anlaşıldığını hissettiğiniz için çocukluğunuzda da barışık olabilirsiniz.


ELİF KAYA




Kaynak: PSYCHOLOGIES Mayıs 2019

122 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

STRES

bottom of page