top of page

BABAYA MEKTUP



Franz Kafka, bitmeyen hikayelerin yazarı. Eğer Franz Kafka’nın bir kitabını bile okumuşsanız bence sizlerin de zihinlerinizde benzer bir izlenim oluşmuştur. Bazı kitaplar vardır ve onların yazarları… Kitaptan önce yazarı tanımak, iç dünyası ve nasıl bir ortamda yaşadığı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Bence o yazarların başında gelenlerden biri de Franz Kafka. Herman Kafka gibi bir babanın oğlu olan Franz Kafka’nın da neredeyse tüm eserlerinde babasına atıflar bulunmakta. Franz Kafka’yı okumaya Babaya Mektup adlı kitabıyla başlamamıştım. Ancak bu kitabı okuduğumda diğer kitapları daha bir anlam kazandı benim için. Kafka okumaya ise bence Babaya Mektup adlı kitapla başlanması gerektiği sonucuna ulaştım. Yazdıklarımdan da anlaşıldığı üzere bu yazımın konusu Franz Kafka’nın Babaya Mektup adlı kitabı.

Kitap; Kafka’nın babasına yazdığı mektup, günlüğünden ve diğer mektuplarından alıntıların yer aldığı üç bölümden oluşmakta. Kitabın içeriğine başlamadan belirtmek isterim ki dilsel olarak oldukça belirsizlikler barındırmakta. Bu bir seçim miydi yoksa içinde bulunduğu ruhsal durum ve hastalığının bir etkisi mi tartışılır.

Kitapla ilgi ikilemde kalınan tek durum da bu değil ki kitap genel olarak birçok ikilemi içinde barındıran bir eser. Yazılanlarda ise gerçek ve kurgu arasındaki ayrımı yapmak oldukça zor.

Otobiyografi niteliğindeki bu eser genel çerçevede babasıyla arasındaki ilişkiyi Kafka gözünden resmetmiş.

Babalar ve oğulları arasındaki o uçurum... Ailelerimizin bizim için en iyisini istediklerinin farkındayım ancak unutulmamalı ki çocuklar ebeveynlerin her isteklerini karşılayabilecekleri birer oyuncak değil. Onlar da birer birey, kendi bakış açıları ve düşünceleri var. Bazen bu durum göz ardı edilebiliyor. Tıpkı Herman Kafka’nın Franz’dan beklentilerinde olduğu gibi. Franz Kafka’nın babasıyla arasında büyük mesafeler var. Ve tabii babasına karşı duyduğu muhteşem bir korku. Baba kavramı her insan için belki farklı anlamlar ifade edebilir ancak insan babasından bu denli korkmamalı. Babasının Kafka’dan beklentisi ve buna neredeyse zıt olan Kafka’nın içinde yeşermeye başlayan karakterde olduğu gibi. Franz, Herman’ın istediği gibi biri olsaydı bu şekilde gelişir miydi bilinmez ancak kudretli bir babanın altında ezilmek Franz Kafka’da derin yaralar açmış. Güçlü bir babanın kudreti altında ezilen bir evlat düşüncesinde olması, babasına duyduğu korku ve aralarındaki bu uzaklık daha net anlaşılmakta. Yaşanan bu uzaklık ve uyumsuzluk için Kafka babasını suçlamıyor ama babasının onu soğuk, yabancı ve nankör olarak suçladığını belirtmiş. Ancak bu noktada kitaptan bir cümleye yer vermek isterim. Gerçekte tam olarak ne olduğunu bilmiyor olsam da ‘Senin mutlak fiziksel varlığın beni eziyordu.’ ifadeleri Kafka’nın babasının karşısında ne kadar ezildiğini ve yaşadığı acıyı anlamak çok da zor değil. Mektubun devamında kullandığı ‘Çünkü benim gözümde sen her şeyin ölçütüydün. ‘ ifadesiyse babasına duyduğu hayranlığı kanıtlar nitelikte. İçten içe duyduğu bu hayranlığı ‘Yazılarım senin hakkındaydı, yaptığım tek şey senin omzunda ağlayamadığım için yazılarımın omzunda ağlamaktı.’ cümlesiyle pekiştirmek pek de yanlış olmaz.

Babasını birçok konuda eleştiren Kafka ‘Çocuklarını örnek bir yaşama yöneltmektense çocuklarına bir ders öğretmekle daha fazla ilgiliydin.’ tasviriyle çocuk yetiştirme şeklinin doğru olmadığını savunuyor. Hatta babasının onun hiçbir şeyini beğenmemesinden yakınıyor. Onaylanmayışının üzerinde bıraktığı acıyı anlatıyor. Babasının Kafka’ya karşı sert tavırları onu mükemmelleştirmekten öte daha da özgüvenini yıkıcı bir hal almış. Bu durumu tanımlarken ‘Ne kadar çok başarılı olursam düşüşümün o kadar kötü olacağına inanıyordum.’ ifadelerini kullanıyor.

Babasına karşı yazılmış mektupta annesi hakkında pek bilgi vermemiş. Annesinden babasını çok sevdiğini bahsetmekle yetinmiş. Zaman zaman kendisinin ve babasının annesine karşı olumsuz davranışları olsa da annesinin genel olarak olaylara karşı baskın bir tepki vermeyişine de küçük bir atıfta bulunmuş.

Yazdığı bu mektubu gerçekten babası için mi yazdı bilinmez ancak mektubun bazı kısımlarının çıkarılarak bir nüsha daha hazırlanması insanın kafasına farklı soru işaretleri getiriyor. Annesine babasına ulaştırması için verdiği mektup, babasına ulaşmadı.

Arkadaşı olan Max Brod ise yakılması için verilen yazı ve mektupları yayınladı. Gerçek istediği iki şekilde de gerçekleşmedi ya da tam olarak istediği bu muydu?




104 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page