top of page

Cumhuriyetin ilk kadın tıp doktoru Hatice Safiye Ali


Özet


Bu araştırma yazısında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın doktoru ve tıp eğitimi veren ilk kadın akademisyeni olan Safiye Ali’nin hayatı, sosyal çalışmaları ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi için önemi üzerinde durulmuştur. Bu araştırmada öncelikli olarak bir Osmanlı paşasının kızı olan Safiye Ali’nin özgeçmişi incelenmiş; ailesi, eğitimi ve 1923 yılında doktorluk icazetnamesini aldıktan sonra İstanbul’da mesleğini icra etmek için gerçekleştirdiği faaliyetler anlatılmıştır. Lise eğitiminden sonra hayal ettiği doktorluk mesleği ile ilgili eğitim o yıllarda Türkiye’de kadınlara verilmediğinden tıp eğitimini Almanya’da kadın ve çocuk sağlığı üzerine tamamlamıştır. Eğitimini yurtdışında tamamlamış olmasının Safiye Ali’nin hayat hikâyesinde önemli bir yer tuttuğunun altı çizilmiştir. Bunun dışında faaliyetlerinin sadece İstanbul’da açtığı muayenehanesiyle sınırlı kalmadığı; hasta çocuklara yardım amacıyla Hilali Ahmer Hanımlar Merkezi Küçük çocuklar Muayenehanesini kurduğu, yoksul çocuklara ve annelere yardımlarıyla bilinen Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin Süt Damlası evlerinde çalıştığı ve feminist yönüyle Türk Kadınlar Birliği’nde çalışmalar yaptığı uluslararası kongrelerdeki başarıları ile beraber anlatılmıştır. Cinsiyet ayrımına karşı çıkan öncü kadınlarımızdan olan Safiye Ali’nin yaşamı ve başarıları Cumhuriyet dönemi kadınlarına örnek olmuştur. Bu araştırmanın amacı da Safiye Ali’nin Cumhuriyet tarihinin ilk kadın doktoru olarak bilinirliğini arttırmak dışında öncü bir Cumhuriyet kadını olarak başarılarına ışık tutmak ve Türk kadınına olan olumlu etkilerine unutulmamak üzeri vurgu yapmaktır.



Hayatı

Ali Kırat Paşa ile Emine Hasene Hanım’ın kızı olan Safiye Ali, 2 Şubat 1894 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşitli hizmetleriyle tanınmış bir ailede büyüyen Safiye Ali’nin babası sarayda yaver, annesi ise Mekke Şeyhülislam’ının kızıdır. Safiye Ali’nin dedesi Hacı Emin Paşa ise 17 yıl Mekke şeyhülislamlığı yapmış ve varlığı günümüzde de devam eden beş vakıf kurmuştur. Küçük yaşta babasını kaybeden dört kız kardeşin en küçüğü olan Safiye Ali, annesiyle beraber dedesi Emin Paşa'nın Valide Çeşme’deki konağında büyüdü. Balkan Harbi'nden ve büyürken babasının yanında olmayışından çok etkilenen Safiye Ali, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde öğrenciyken doktor olmaya karar verdi. Kızların Tıp Fakültesi’ne kabul edilmediği hatta hayal bile edilmediği o dönemde tek çare yurt dışında eğitim almaktı. Küçük yaşlardan beri okuyup öğrenmeye meraklı bir kişiliğe sahip olan ve çok iyi bir eğitim alan Safiye Ali, henüz 16 yaşında olmasına rağmen 7 dilde çok iyi okuyup yazan, başarılı bir öğrenciydi. 1916 yılında kolejden mezun olur olmaz, Eğitim Bakanı Şükrü Bey'in sponsorluğunda devlet bursu alarak Almanya Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesine kaydoldu. Bütün güçlüklere rağmen eğitimini tamamlamalıydı. Julius-Maximilians-Universität Würzburg’da eğitimine devam ederken Talebe-i Osmaniye Heyet-i Teftişiyesi Reisi Ali Haydar Bey ile eğitim süreci hakkında ki yazışmaları zorluklar içindeki üstün gayretine ışık tutmaktadır. 10 Temmuz 1918 tarihli mektubunun bir kısmında şöyle der Safiye Ali:

Reis Beyefendi,
…. Şimdi gireceğim imtihan ‘Physicum’ diye tabir ettikleri imtihandır ki şu derslerden: Hikmet (Fizik), Kimya, Nebatat (Botanik), Hayvanat (Zooloji), Anatomi, Topografi, Mikroskopi, Fizyoloji.
…. Bu imtihana dahil olacaklar pek çok. İçlerinde Türk olarak yalnız bir tek benim. Onun için birinci olmayı çok arzu ediyorum. Emir olunur ise imtihanın ne suretle neticelendiğini arz ederim.”

Tıp eğitimi sırasında felsefe ve tarih dersleri de alan Safiye Ali bir yandan da Alman doktorların yanında pratik yaptı ve birinci olup “Doktor namzedi” unvanını aldı. Diploma tezini 'Bebeklerde İç Pak menenjit Kanaması hakkında yazdı. 1921’de Bavyera’da, tek Türk olarak girdiği doktorluk sınavında birincilik alarak hedefine ulaşıp, bir doktor olarak İstanbul’a geri döndü. Altı haftanın ardından kadın ve çocuk hastalıkları uzmanlık eğitimi için Almanya'ya gitti. Burada Dr. Ferdinand Krekeler (Ferdi Ali) ile evlendi. Tek isteği yurduna dönmek ve çalışmaya başlamak olan Safiye Ali, Yurtdışında eğitim gören doktorların diplomalarının incelendiği Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiyye Vekaleti tarafından değerlendirilir ve Haziran 1923’te Cumhuriyet tarihinin ilk kadın doktoru olarak Tababet İcazetnamesini alır. Cağaloğlu'nda ilk muayenehanesini açtığında, o dönem diğer doktorların yaptığı gibi gazete ilanıyla adını ‘yapamazsın’ diyenlere duyurup bu gibi ön yargıları kırmak istiyordu. Yalnızca muayenehane hekimi olmakla kalmayan Safiye Ali ilk kız tıp okulunda jinekoloji ve ofsettik dersleri vererek, kızlara tıp eğitimi veren ilk kadın akademisyen olarak tarihe geçti. Başlangıçta kendisine kadın olduğu için güvenmeyen ya da düşük muayene ücreti ödemeye çalışanlar olmuş ancak maddi imkânı olmayan hastalara anne-çocuk sağlığı üzerine verdiği karşılıksız destek ile tanınırlığını sağlamıştır. Anne sütünün besleyici üstünlüğünü savunan Safiye Ali anneleri emzirmeye teşvik ederek eğitimler, seminerler düzenledi ve uygulanışını takip edecek bir sistem kurdu. Özverili çalışmalarının başlangıç noktası sayılabilecek Süt Damlası Bakım Evleri sayesinde bütün çocukların süte ulaşmasını sağlamayı ve anneleri bilinçlendirmeyi hedeflemişti. Bu sistemin içindeki amaç Türkiye’nin ilk pediatrik kliniği sayılabilecek nitelikteki Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Küçük Çocuklar Muayenehanesinde anne adaylarına ve annelere gebelik sürecine dair bütüncül bir eğitim vermekti. Bunun yanı sıra sütten kesilmiş çocuklar hakkında bilimsel çalışmalar yürüttü. Bilimin yanında insan odaklı bir sivil toplum yapılanması inşa ederek ihtiyaç sahibi genç annelere kundak, bez, giysi gibi yardımlar sağladı. Bu oluşumun temel amacı annelere sağlıklı ve modern çocuk bakımını öğretmekti. Bütün bu çalışmaları gönüllü olarak karşılıksız hayata geçirdi. Diğer yandan da Türk Kadın Birliğindeki çalışmaları ve kadın haklarıyla ilgili görüşleri ve yaptıkları gazetelerde boy gösteriyordu. Türk Kadın Birliği adı altında örgütlenen kadınlar çok eşlilik ve boşanma gibi aile hukukuna ilişkin konularla, kadınların seçme ve seçilme hakkı gibi pek çok hakkın kazanımıyla uğraşmışlardır. Birliğin komisyonunda görev alan isimlerden birisi de Safiye Ali olmuştur ve Kadınlar Birliği’nin Sıhhiye Komisyonu Başkanlığı’nı yürütmüştür. Birliğe erkeklerin katılımı üzerine tartışmaların döndüğü bir toplantıda, eşitlik mücadelesinin herkese ait olduğunu şu sözleriyle hatırlatmıştır:


“Kadın erkek hayatının birleştiği bir zamanda yeniden harem tesisine (kurmaya) doğru adım atmak terakkiperver (ilerici) kadınlığın şiarı (benimsediği yol) olamaz.”



Safiye Ali İstanbul’da hekimlik yaptığı sırada mesleğiyle ilgili üç uluslararası kongrede ülkesini temsil etmiştir. 1924 yazında Londra’da, sonbaharda Budapeşte’de yapılan kongrelerde Hilal-i Ahmer Cemiyeti temsilcisi olarak; 1928’de Beynelmilel Kadın Doktorlar Cemiyeti’nin Bolonya kongresinde ülkesini temsilen yer almıştır. İstanbul’daki çocuk hastalıklarına ve bunlara bağlı ölümlere dikkat çekerek yardım sağlamaya çalışmış, bir yandan da ilk yıllarını yaşayan Cumhuriyet rejiminin kadınlara getirdiği özgürlüklerden bahsetmiştir. Başta Süt Damlası olmak üzere Himaye-i Etfal Cemiyeti, Çocuk Muayenehaneleri, Çocuk Bakım Yurtları gibi çocuklara yönelik başarılı çalışmaları uluslararası alanda da büyük takdir görmüştür. Yaşadığı psikolojik şiddet ve baskı olayları yüzünden istifa etmek zorunda kalan Safiye Ali istifasını geri almasını isteyen hastalarının, meslektaşlarının ve onu gönülden sevenlerin çağrılarına karşın durumun cinsiyetçi baskılardan doğduğunu söyleyerek istifasını geri almayacağını belirtti. Maalesef yoksul kadınlara ve çocuklarına sağlanan yardım yolu da bu nedenle kapandı. Sesinin gidebildiği ve elinin uzanabildiği her yere ulaşmak istedi çünkü o tüm bu karşı çıktığı durumlar ve olaylar içinde büyümüştü. Göğsünde bir kitlenin fark edilmesi ile kanser teşhisi koyulması ardından Almanya’ya yerleşen Safiye Ali, 58 yaşında burada vefat etti. Cenazesinde meslektaşı Prof. Dr. Lehmann tarafından kendisi için kurduğu cümleler onun ne kadar müstesna bir kişiliği olduğunu hepimize tekrar hatırlatıyor:


“Safiye’nin yüreği bir pırlantaydı. O, yüksek ruhlu, insancıl bir varlıktı. Bizim kalbimizde hayranlık duyduğumuz büyük bir yardımsever melek olarak yaşayacaktır.”

Safiye Ali, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunduğu süre içerisinde mesleki becerilerini para kazanmaktan çok, top-

lum yararına kullanarak modern Türk Kadın’ının mücadelesine eşsiz bir katkıda bulunmuştur. Safiye Ali’nin örnek hayatı daha sonrasında birçok gence örnek ve ilham olmuştur. Üzerimizdeki cam fanusları hep birlikte kırmak dileğiyle...






Batuhan ŞENTÜRK







Kaynakça:

Bu araştırmada birincil kaynak olarak Safiye Ali’nin gazete ve dergilerdeki haberlerinden ve kendi beyanatlarından yararlanılmıştır. İkincil kaynak olarak, tıp tarihçisi ve akademisyen Profesör Doktor Nuran Yıldırım’ın yazdığı Türkiye’nin İlk Kadın Doktoru Safiye Ali adlı kitap araştırmanın önemli bir parçası olmuştur.



Teşekkür


Yazıda ve yayımda emeği geçen değerli ağabeyim Ahmet Şentürk'e teşekkürü borç bilirim.

243 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page